Çağrı (The Message), sadece bir film değil, İslam tarihinin görsel bir özetidir. 1976 yapımı bu başyapıt; İslam’ın doğuşunu, Hz. Muhammed’in (s.a.v) peygamberlik sürecini ve Mekke müşrikleriyle verilen çetin mücadeleyi anlatır. Mustafa Akkad’ın yönettiği film, Peygamber Efendimiz’in yüzünü göstermeden, sesini duyurmadan O’nun varlığını en derinden hissettirmesiyle sinema tarihinde eşsiz bir yere sahiptir.
Filmin o meşhur, tozlu ve gerçekçi atmosferi stüdyo dekoru değil, coğrafyanın ta kendisidir. Çekimler ilk olarak Fas (Morocco) yakınlarındaki Yüksek Atlas Dağları’nda başlamış, burada Kabe ve Mekke şehri birebir inşa edilmiştir. Ancak siyasi baskılar nedeniyle set yarıda kalmış ve prodüksiyon Libya çöllerine taşınmıştır.
Özellikle hafızalara kazınan o görkemli savaş sahneleri, Libya’nın kavurucu kumlarında, binlerce gerçek figüranla çekilmiştir. Akkad, İslam’ın doğuşunu en doğal haliyle yansıtmak için aylarca çöl şartlarında çalışmış ve ortaya 40 yıldır eskimeyen bu eseri çıkarmıştır.
Çağrı Filminin Konusu ve Ayetlerle Sahne Analizleri
Film, 7. yüzyıl Mekke’sinin karanlığında Hz. Muhammed’e (s.a.v) inen ilk vahiyden, Veda Haccı’na kadar uzanan kutlu bir direnişi konu alır. Putperestliğin hüküm sürdüğü bir toplumda, “La ilahe illallah” (Allah’tan başka ilah yoktur) davasının nasıl zorluklarla yayıldığını, çekilen çileleri ve nihayetinde gelen zaferi anlatır.
Mustafa Akkad, senaryoyu oluştururken sadece tarih kitaplarından değil, bizzat Kur’an-ı Kerim’den beslenmiştir. Filmdeki en vurucu sahneler, aslında ayetlerin görsel bir tefsiri niteliğindedir:
- İlk Vahiy (Hira Dağı): Filmin başında Hira’daki o derin sessizliğin “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” emriyle bozulduğu an, İslam’ın temel taşının konulduğu yerdir. (Alak Suresi, 1-5. Ayetler)
- Hicret ve Sevr Mağarası: Müşriklerin mağaranın kapısına kadar dayandığı, Hz. Ebubekir’in endişelendiği o gerilim dolu sahnede, Peygamberimizin “Üzülme, Allah bizimledir” teslimiyeti işlenir. (Tevbe Suresi, 40. Ayet)
- Veda Hutbesi ve Final: Filmin sonunda, yüz binlerce müslümanın önünde dinin tamamlandığının müjdelendiği o görkemli an, aslında bir veda değil, bir tamamlanıştır. (Maide Suresi, 3. Ayet)
Hollywood ve Doğu’nun Buluşması: Çağrı Filminin Efsanevi Oyuncu Kadrosu
Çağrı’yı bir klasik yapan en önemli unsur, karakterlerin kağıt üzerinde kalmayıp adeta etten kemiğe bürünmesidir. Mustafa Akkad, İslam’ın mesajını evrensel bir dille anlatmak istediği için oyuncu seçiminde de küresel bir vizyon ortaya koymuştur.
- Hamza (Anthony Quinn): Film denince akla gelen ilk yüz şüphesiz odur. Meksika asıllı Amerikalı aktör Anthony Quinn, Hz. Hamza rolüyle öylesine devleşmiştir ki, çoğu izleyici için Hz. Hamza’nın hayali sureti onunla özdeşleşmiştir. Quinn, sadece bir savaşçıyı değil; Peygamberini koruyan bir amcanın şefkatin ve celalini aynı anda yansıtmayı başarmıştır.
- Hind (Irene Papas): Yunan oyuncu Irene Papas, Uhud Savaşı’ndaki intikam hırsı ve sonrasındaki mağlubiyetiyle Ebu Süfyan’ın eşi Hind rolünün hakkını fazlasıyla vermiştir. Özellikle vahşet ve pişmanlık arasındaki gelgitleri, bakışlarıyla izleyiciye geçiren nadir performanslardandır.
Bilinmeyen Bir Detay: İki Ayrı Film, İki Ayrı Kadro Çağrı hakkında az bilinen muazzam bir detay vardır: Film aslında aynı anda iki kez çekilmiştir. Batı dünyası için İngilizce çekilen versiyonda Anthony Quinn ve Irene Papas oynarken; Arap dünyası için çekilen versiyonda (Al-Risalah) Hz. Hamza’yı Abdullah Gaith, Hind’i ise Muna Wassef canlandırmıştır. Akkad, her sahneyi önce İngilizce sonra Arapça çekerek, sinema tarihinde eşine az rastlanan bir titizlik örneği sergilemiştir.
Nesiller Boyu Süren Etki: Çağrı Filmi Neden Hâlâ En Çok İzlenen Dini Film?
Aradan yarım asır geçmesine rağmen, her Ramazan ayında veya kandil gecesinde televizyonu açtığımızda Çağrı ile karşılaşmak bir tesadüf değildir. Peki, teknolojinin bu kadar geliştiği bir çağda, neden hâlâ 1976 yapımı bu filme tutunuyoruz? Cevap, filmin tekniğinde değil, ruhunda saklıdır.
- Görünmeyeni Hissettirme Sanatı: Mustafa Akkad, sinemada devrim niteliğinde bir teknik (Subjektif Kamera) kullanarak Peygamber Efendimiz’i (s.a.v) asla göstermemiş, ancak O’nun varlığını filmin başrolü yapmayı başarmıştır. O’nun gözünden bakmak, O’nun baktığı yere bakmak, izleyiciyi bir seyirci olmaktan çıkarıp adeta o anı yaşayan bir “sahabe” konumuna yükseltmiştir.
- Müziğin Hafızası: Maurice Jarre’ın bestelediği o efsanevi film müziği, tek başına bir hikaye anlatıcısıdır. Çölün ıssızlığını, hüznü ve zaferin coşkusunu aynı anda hissettiren bu notalar, filmi izlemeyenlerin bile kalbinde bir yer edinmiştir.
- Samimiyet ve Adanmışlık: Çağrı, ticari bir Hollywood projesi olarak değil, bir “dava” olarak çekilmiştir. Çöldeki susuzluk gerçektir, oyuncuların yüzündeki yorgunluk gerçektir. Bu samimiyet perdeden taşıp izleyiciye geçtiği için, film eskimemekte ve her izleyişte aynı tadı vermektedir.

























