TÜSİAD, İzmir Ticaret Odası Meclisine Konuk Oldu

Tüsiad, İzto Meclisine Konuk Oldu

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren’in katılımıyla düzenlenen İzmir Ticaret Odası Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Selami Özpoyraz başkanlığında gerçekleşti.

İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener’in Mart ayına ilişkin gündemdeki konular ile İzmir Ticaret Odası tarafından yürütülen proje ve faaliyetleri paylaştığı toplantıya, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Perihan İnci, TÜSİAD Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri Aydın Buğra İlter, Cevher Özyavuz, Feyza Narlı ve Zeynep Yenel Onursal, TÜSİAD Genel Sekreteri Ebru Dicle ve Genel Sekreter Yardımcısı Ceren Aydın Ergün ile Meclis, Yüksek İstişare ve Disiplin Kurulu üyeleri katıldı.

Özgener’den İş Birliği Vurgusu

Kısa süre önce Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı olarak görevi devralan Ozan Diren’in A takımında İzmir’den isimlerin yer almasının gurur vesilesi olduğunu ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Sayın Perihan İnci’yi TÜSİAD Başkan Yardımcılığı, Feyyaz Ünal’ı Yönetim Kurulu Üyeliği, Cevher Özyavuz ve Aydın Buğra İlter’i ise yedek Yönetim Kurulu Üyelikleri nedeniyle tebrik ederek, İzmir iş dünyasının önemli isimlerinin üstlendikleri bu görevlerin, yeni dönemde daha güçlü bir iş birliğine vesile olacağını söyledi.

Özgener, “Gerek küresel boyutta gerek ülkemiz ekonomisinde yaşanan son derece hızlı değişimler karşısında Türk iş dünyası olarak hep birlikte hareket etmemiz büyük önem taşıyor. Bu nedenle, kıymetli değerlendirmelerinizi bu kürsüden paylaşmanız, İzmir iş dünyamızın mevcut gelişmeleri doğru okumalarına katkı sağlayacak, üyelerimizin daha sağlıklı ve stratejik kararlar almasına önemli ölçüde destek olacaktır. Aktaracağım İzmir ekonomisi ve ticaretine ilişkin verilerin ve gelişmelerin, sizlere kentimiz özelinde ayrı bir pencere açacağına inanıyor, bugün birlikte yaratacağımız sinerjinin önümüzdeki dönemde önemli proje ve iş birliklerinin temelini oluşturmasını temenni ediyorum” dedi.

Küresel Ekonomi Savaş Nedeniyle Yeni bir Döneme Girdi

Konuşmasında küresel ekonomideki gelişmelere değinen Özgener, “Ortadoğu’da başlayan savaşla birlikte küresel ekonomi yeni bir döneme artık göz ardı edilemez bir şekilde girmiş durumda. Küresel güvenlik mimarisindeki çözülme, ekonomik alanda da koordinasyon kaybını beraberinde getiriyor. Müttefik ülkelerin ortak hareket etmek yerine enerji ve ticaret güvenliği için bireysel anlaşmalara yönelmesi, küresel piyasaların daha parçalı ve öngörülemez hale gelmesine yol açıyor. Bu sürecin, özellikle enerji fiyatları ve ticaret akımları üzerinden küresel enflasyonu ve maliyetleri kalıcı olarak yukarı çeken yeni bir risk alanı yarattığını değerlendiriyoruz” dedi.

Ülkemiz açısından jeopolitik risklerin artmasının iki yönlü etki yarattığını ifade eden Özgener sözlerine şöyle devam etti: “Bir yandan; enerji fiyatları ve risk primi üzerinden makro dengeleri zorlayıcı bir etki ortaya çıkarken, diğer yandan ülkemizin coğrafi konumu nedeniyle alternatif ticaret ve lojistik hatlarında daha fazla rol üstlenme potansiyeli artıyor. Ancak kısa vadede baskın etki; maliyet ve finansman kanalı üzerinden geliyor. Nitekim Merkez Bankası son faiz karar metninde, jeopolitik gelişmeler nedeniyle küresel risk algısında bozulma ve enerji fiyatlarında artışa dikkat çekiyor. Bu gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini sınırlamak amacıyla, para politikasının sıkı tutulduğu ve ilave tedbirlerin devreye alındığını görüyoruz”

Alsancak Limanı’nın Geleceğini, Kentimizin Geleceği Olarak Görmeliyiz

Devir işlemiyle gündemde olan Alsancak Limanı’na ilişkin değerlendirmelerini de paylaşan Özgener, “Alsancak Limanı’nın geleceğini, kentimizin geleceği olarak görmekte fayda olduğu kanaatindeyim. Teknik olarak, yeni nesil büyük konteyner gemilerinin, su derinliği yetersizliği nedeniyle Alsancak Limanı’nı kullanamadığını görüyoruz. Yakın geçmişte 800 bin TEU elleçleme gerçekleştiren Alsancak Limanı, bugün maalesef 200 binlere kadar geriledi. Bu veriler ışığında, derinlik sorununu çözecek navigasyon kanalı açılmadığı sürece, Alsancak Limanı’nın sahip olduğu potansiyeli tam anlamıyla yansıtmasının mümkün olmadığını düşünüyoruz. Ancak, bu durum Alsancak Limanı’nın eski işlevini yitirdiğini kabul etmemiz gerektiği anlamına da gelmiyor. Konuyu derinlemesine incelediğimizde; limanlara karayolu ile ulaşım maliyetlerinin, neredeyse yüklendikleri gemilerin deniz navlunları ile yarışır seviyelere geldiğini görüyoruz. Bu nedenle limanların, yükün çıktığı ya da ulaştığı noktalara olan mesafesi önem arz ediyor. Bu noktada; Alsancak Limanı’nın doğal bir liman olarak dünyada hava koşullarından en az etkilenen limanlar arasında olduğunu vurgulamak istiyorum. Kruvaziyer limanı ile birlikte değerlendirilip her anlamda günümüz şartlarına göre dönüşümü sağlanacak bir Alsancak Limanı’nın, şehrimizin ticaretine, sanayisine ve turizmine çok önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

Üzerimize Düşen Ne Varsa Yapmaya Hazırız

Limanın yük bölümünün işletmesinin Türkiye Varlık Fonu tarafından Albayrak Grubu bünyesindeki Alport Alsancak Liman İşletmeciliği firmasına devredilmesinin önemli bir adım olduğunu belirten Özgener sözlerine şöyle devam etti: “Bu adımın somut sonuçlarını görebilmek için, güçlü bir işletme modeli ile teknolojik destek yatırımlarının da uygulamaya alınması sayesinde liman gemi tahliye ve yükleme operasyon süreçlerinin ve indirme-bindirme elleçleme süreçlerinin iyileştirilmesini, konteyner boşaltma ve yükleme sürelerinin kısaltılmasını bekliyoruz. Bununla birlikte, İzmir Limanı’ndaki yolcu iskelelerinin bulunduğu alanın da, kentin “liman kenti” kimliğini daha güçlü yansıtacak şekilde turizm ve ticaret merkezi olarak yeniden değerlendirilmesi şehrimiz ekonomisi için önemli bir fırsat sunuyor. Alsancak Limanımız; sadece yolcuların kullandığı kapalı bir terminal değil, restoranları, mağazaları, kültür-sanat alanları ve yürüyüş rotalarıyla herkesin kullanabildiği bir cazibe merkezine dönüşebilir. Liman bölgesini kent yaşamının parçası haline getirecek dönüşüme ilişkin sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için ise yerel esnafın korunması, küçük işletmelerin sisteme dahil edilmesi, çevresel hassasiyetlerin gözetilmesi ve ulaşım altyapısının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Tüm bu sürecin en iyi şekilde ilerlemesi için üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu bu vesileyle bir kez daha vurgulamak istiyorum”

Tüsiad’a Yatırım Daveti

Başta Ege Bölgesi Sanayi Odası ve İzmir Ticaret Borsası olmak üzere, kentteki paydaş kurumlarla güçlü iş birliği ve ortak akıl doğrultusunda hareket ederek hayata geçirdikleri projelerden bahseden Özgener, “Ortaya koyduğumuz bu projeler yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırımlardır. Bu çerçevede, ülkemizin en güçlü iş dünyası örgütlerinden biri olan TÜSİAD ile kurulacak stratejik iş birliğinin, İzmir’in sunduğu bu yüksek potansiyelin daha geniş bir yatırım ağıyla buluşmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. TÜSİAD üyelerini; yenilikçi, sürdürülebilir ve yüksek katma değer üreten bu güçlü ekosistemin bir parçası olmaya, İzmir’in sunduğu fırsatları yakından değerlendirmeye ve kentimize yatırım yapmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

Diren: Dünya Yeni bir Denge Arıyor

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, “Savaşın etkileri, bugün en güncel konu. Ancak daha geniş bir perspektiften bakıldığında küresel ekonomi, belirsizlikler, çatışmalar ve değişimler sarmalının dinamikleriyle şekilleniyor. Dünya yeni bir denge arıyor. Fakat bu denge henüz kurulmuş değil. Biz geniş perspektif içerisinde, dengeleri yeniden şekillenmekte olan dünyada, sanayi altyapısı, coğrafi konumu, genç nüfus ve Avrupa ile entegrasyon kapasitesi sayesinde bu dönemde pozitif ayrışabiliriz. Bu potansiyele sahibiz ve makroekonomik politika çerçevesi, güçlü ve güvenilir kurumlar, uluslararası ilişkiler ve iş dünyasının dönüşümü ekseninde iş dünyası ve kamu olarak üzerimize düşenleri yaparsak bu potansiyeli olumlu sonuca çevirebiliriz. Bunu başarmanın ilk adımı hem küresel dinamikleri hem de ülkemizin pozitif ayrışması için yapılabilecekleri ortak akılla ele almakla başlıyor. Orta Doğu’da savaşın ne kadar süreceğini, ne derece derinleşeceğini ve yayılacağını bilmiyoruz. Uzaması durumunda dünyanın bir enerji arz şokuna ilerlediğini düşünmek, hesaba katmak gerekiyor. Böyle bir durum küresel ekonomide stagflasyon riskini yükseltebilir. Şu an öngördüğümüzden daha uzun sürecek, daha olumsuz etkileri olacak bir belirsizlik dönemini de tetikleyebilir. Her ülke kendi içinde bu tür belirsizliklere vereceği reaksiyonu planlamak durumunda” dedi.

Sadece Güçlü Olan Değil, Öngörülebilir Olan Öne Çıkıyor

Diren sözlerine şöyle devam etti: “Dünya genelinde belirsizliklerin daha da arttığı, ekonomik kararların stratejik ve jeopolitik boyutlarıyla birlikte ele alındığı yeni bir dönemdeyiz. Dünya ekonomisinde küresel siyasette ve teknolojiyle aynı anda yaşanan dönüşümler iş dünyasının hareket alanını daha da karmaşık hale getiriyor. Bugün artık ülkeler sadece maliyet hesabı yapmıyor. Ekonomik güvenlik, tedarik zinciri dayanıklılığı, enerji arz güvenliği, teknolojiye erişim, veri egemenliği ve savunma boyutu ekonomik kararların içine doğrudan girmiş durumda. Orta Doğu’da derinleşen savaşın yanı sıra Rusya-Ukrayna savaşı, ABD-Çin rekabeti, AB’nin stratejik özerklik arayışı, enerji piyasalarındaki oynaklık ve ticarette artan korumacılık içinde yer aldığımız dönemin temel dinamikleri. Bunlara yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm konularını da dahil edersek çok katmanlı, planlanması ve öngörülmesi zor bir süreç var. Böylesi dönemlerde sadece güçlü olan değil, öngörülebilir olan, güven veren, hızlı uyum sağlayan öne çıkıyor. Ülkemizde doğru adımları ortak akılla hep birlikte atarak yeni dünya düzeninde taşlar tekrar yerine oturduğunda çok daha sağlam bir pozisyonda olabiliriz, daha kalkınmış bir noktaya ulaşabiliriz” dedi.

Exit mobile version