İzmir’in gündemindeki en önemli konulardan biri olan Çeşme Projesi’ne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Çeşme Projesi’nin başarıyla hayata geçirilmesinin tek yolunun; Bakanlığımız, İzmir Büyükşehir Belediyemiz, Çeşme Belediyemiz, İzmir iş dünyamız, sivil toplum ve meslek kuruluşlarının elele vererek projeye sahip çıkması olduğuna inanıyorum. Ancak bu şekilde; Çeşme Projesi, tam anlamıyla İzmir’in Projesi olabilir ve kentimizi turizm alanında hakettiği noktaya taşıyabilir” dedi.
Çeşme Projesi ile ilgili farklı görüş, eleştiri ve değerlendirmelerin gündeme gelmesinin doğal olduğunu ifade eden Özgener sözlerini şöyle sürdürdü: “İzmir’i ileriye taşıyacak olan yaklaşım; yalnızca eleştirmekle yetinmek olmamalı. Projeye yapılan eleştirilere saygımız sonsuz. Fakat burada eleştirenlere bir soru sormak istiyorum: Kentimizde turizmi 12 aya yayacak proje alternatifiniz ve önerileriniz var mı? Eğer yok ise, o zaman şunu sormak zorundayız: İzmir’in turizmden aldığı payı nasıl artırmayı düşünüyorsunuz?”
İzmir Turizmden Hakettiği Payı Alamıyor
Çeşme Projesiyle ilgili İzmir iş dünyasının temsilcileri olarak Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy ile Ankara’da bir araya geldiklerini, projenin devam etmesi için görüş ve önerilerini paylaştıklarını ifade eden Yönetim Kurulu Başkanımız Mahmut Özgener, “İzmir’de tüm paydaşların hem fikir olduğu en önemli konulardan biri, kentimizin sahip olduğu eşsiz doğal, tarihi ve kültürel zenginliklere rağmen turizmden hak ettiği payı alamaması. Ülkemiz genel anlamda turizm gelirlerinde ve ziyaretçi sayılarında önemli başarılar elde ederken, İzmir’in sahip olduğu potansiyeli henüz tam anlamıyla ekonomik ve sosyal değere dönüştüremediğini resmi rakamlarda çok net görüyoruz” dedi.
Mevcut Potansiyeli Harekete Geçirmeliyiz
Turizm rakamlarını değerlendiren ve İzmir ile Antalya’nın turizm verilerini karşılaştıran Özgener, “İki kenti kıyaslamamın nedeni; doğal güzellikleri, tarihi birikimleri, sosyal olanakları ve sıcak iklimleriyle benzer özelliklere sahip olmaları. Birbirine bu kadar benzerken, turizm anlamında İzmir’in neden bu kadar geride kaldığı sorusuna odaklanmamız gerektiğine inanıyorum. Bu noktada; önümüzde duran temel meselenin; yeni bir potansiyel yaratmak değil, mevcut potansiyeli harekete geçirerek daha etkin kullanmak olduğu kanaatindeyim. Bu çerçevede değerlendirildiğinde; Çeşme Turizm Projesi’ni, İzmir’in turizmde yeni bir vizyon ortaya koyabilmesi ve turizm gelirini yılın 12 ayına yayabilmesi adına önemli bir fırsat olarak görüyoruz” dedi.
Direkt Uçuşların Artmasını Sağlayacak
Özgener sözlerine şöyle devam etti: “Turizmin 12 aya yayılması İzmir’den direkt ulaşılabilecek destinasyonların artmasını tetikleyerek, iş dünyamızın bu alandaki en önemli talebini çözüme ulaştıracak. Kentimizde yeterli sayıda kongre merkezi olmamasına rağmen son yayınlanan ICCA (Uluslararası Kongre Derneği) raporunda İzmir kongre turizminde; İstanbul ve Antalya’dan sonra üçüncü konumda. Bu proje sayesinde kentimizin yapılacak yatırımlar ve uluslararası standartlarda yapılmış bir kongre merkezi ile çok daha iyi noktalara geleceğine inanıyoruz. Ayrıca, Proje’nin ayrılmaz bir parçası olan golf ve spor turizminin de tüm yıla yayılarak kentimiz turizmine büyük bir değer katacağına inanıyorum”
Bölgede Tansiyonun Düşmesini Temenni Ediyoruz
İş dünyasını ve ekonomiyi yakından ilgilendiren küresel konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Haziran ayında küresel gündemin en önemli başlıklarından biri, geçtiğimiz hafta sonu İsviçre’nin Bürgenstock kentinde gerçekleştirilen Amerika Birleşik Devletleri-İran görüşmeleri oldu. Taraflar arasında uzun süredir devam eden gerilimin azaltılmasına yönelik temaslarda, müzakerelerin sürdürülmesi konusunda mutabakata varılması ve teknik görüşmeler için bir yol haritası oluşturulması, uluslararası kamuoyunda olumlu karşılandı. Görüşmelerin ardından yapılan açıklamalar, bölgede daha kalıcı bir istikrar ortamının tesis edilmesine yönelik beklentileri güçlendirdi. Bizler de bölgede tansiyonun düşmesini ve diplomatik çözüm arayışlarının başarıyla sonuçlanmasını temenni ediyoruz. Çünkü Orta Doğu’da yaşanan her gerilim, yalnızca bölge ülkelerini değil; enerji ve emtia piyasalarından lojistik hatlarına, ticaretten yatırım kararlarına kadar küresel ekonominin tamamını etkiliyor” dedi.
İş Dünyasının Önceliği: Öngörülebilirlik
Ülkemiz ekonomisindeki mevcut durumu ve savaş sonrası şekillenen ikinci yarı öngörülerini de meclis üyeleriyle paylaşan Özgener, “Temel senaryo; ekonomik programın ve dezenflasyon sürecinin korunmaya devam edeceği yönünde. Fakat savaşın en önemli etkisi, enerji zamlarının diğer tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarını ve enflasyon beklentilerini yukarı çekmesi oldu. Enerji fiyatlarının yılın ilk yarısında yüksek kalması ve toplumun enflasyonun kısa sürede düşeceğine olan güveninin zayıflaması, bu durumun kalıcı hale geleceği endişelerini artırdı” dedi.
Özgener sözlerini şöyle sürdürdü: “Hiç kuşkusuz, beklentileri yöneten en önemli araçlar para ve maliye politikaları. Her zaman ifade ettiğim gibi; iş dünyası ve özellikle yatırımcı, öngörülebilir bir ortamda orta ve uzun vadeli kararlar alabilmek ister. Tüketici güveninin ve halkın enflasyon konusundaki beklentilerinin olumlu yönde gelişmesi için güven artırıcı önlemlerin ivedilikle alınması gerekiyor. Bunların başında da yapısal reformlarda adımlar atılması, kontrollü finansal serbestleşme, para ve maliye politikalarının daha adil ve ekonomik dengeler gözetilerek revize edilmesi, sanayinin rekabet gücünü artıracak akılcı teşvik politikalarının uygulamaya konulması, dijital ve yeşil dönüşüm yanında ihracatın da sadece niceliksel değil, niteliksel dönüşümünün de desteklenmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz”
Toplantıda, görev yılına göre plaket almaya hak kazanan Meclis Üyemize plaketi Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve Meclis Başkanı Selami Özpoyraz tarafından takdim edildi.
