Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özel şunları söyledi:
“Esas mesele şu arkadaşlar. Ne zaman ki yerel seçimleri kazandık, Türkiye’nin birinci partisi olduk. Yönetimin seçimle gideceğini gösterdik. O gün bugündür huzurumuz yoktur. O gün bugündür saldırı altındayız. Bizimle siyasi rekabet edemeyen, hizmette yarışamayanlar, partilerinin gençlik, kadın kollarına, ana kademesine güvenmeyenler; AK Parti yargı kollarıyla üzerimize saldırmaktadır. Onlardaki esas korku, Allah korkusu yerine sandık korkusudur. Her türlü suça bulaşmışlar ama bunları işlerken Allah’tan korkmamışlar. Şimdi sandıktan ve sandıktan sonra ortaya çıkacak hukuk devletinden korkmaktadırlar. 397 gündür Türkiye’nin huzurundan ve refahından çalıyorlar. Ellerinde Ekrem Başkan’ı mahkum edecek hiçbir kanıt yoktu. Sekiz ay eşelediler, deşelediler, orayı kazdılar, burayı sordular. Bomboş bir iddianame ile rezil oldular. Şimdi Ekrem Başkan her gün bir yalanı çökertirken, ortaya çıkan psikolojik ortamla bir başka mahkemede, Aziz İhsan Aktaş yargılaması 700 yılla yargılanan kişi serbest gezerken, iftira attıkları içerideyken en son Aziz İhsan Aktaş’ın mal varlığındaki tedbiri de kaldırdılar.”
“Asrın Yolsuzluğuna Ne Oldu? Hani İspatlayacaktınız?”
“Kendileri yıllar önce tüm bu suçlarla suçlanıp bir gün bile gözaltına alınmayanlar, bir gün bile tutuklu yargılanmayanlar, aldıkları cezayı bile telefonla davet edilerek cezaevine gidip kendini koğuş arkadaşı seçenler, bugün kendinden sonraki Cumhurbaşkanına bu büyük kumpası kurarak görevi teslim etmemek, iktidarı vermemek, seçimde karşısındaki rakibi kendisi belirlemek ve bin bir kötülükle bir seçim daha kazanmak için elden geleni yapmaktadırlar. Bir yanda ‘Efendim 591 tane AK Partili belediyeye de soruşturma izni verdik.’ Bir gözaltı yok. Bir ifadeye çağrılma, bırakın polisle çağrılmayı, eve baskın yapılmayı, gidip de kapısı çalınıp ‘Sizi savcı çağırıyor’ demek yoktur. Eldeki dosyaları alıp, üstüne oturup yıllardır Melih Gökçek’i koruyanlar, metal yorgunluğu diye istifa ettirdiklerine ‘Ederse istifa kendi kendine eder, yoksa yapacağımızı biliriz’ diyerek kimsenin bir belediye başkanını görevden alma yetkisi yokken, ‘FETÖ’cüsün’ ya da ‘Hırsızsın’ imasıyla istifa ettirdikleri Gökçekgiller’e kime oynaya oynaya kimi ağlaya ağlaya görev bırakanların bir tanesini bir savcı çağırıp da bir şey sormamıştır. ‘İstifa etmezsen ben gereğini yaparım’daki o gereği kimse yerine getirmemiştir. Ama millet, bir yanda pişkin pişkin Melih Gökçek’e bir soru sorulmazken ömrünü Ankara’ya vakfetmiş Mansur Yavaş’ın sürekli ıvır zıvır şeylerle ‘Soruşturma izni verdik. Verin son dakika, kaygı yaratın, tahribat yaratın. Mansur Yavaş’a da acaba bir şey olacak mı diye endişe yaratın’ çabalarını görmektedir. Buradan açıkça söylüyoruz; biz gücümüzü sadece ve sadece milletten alıyoruz. Ne atadığımız başsavcılardan, ödüllendirdiğimiz adalet bakanlarından, onların iftiralarından, ne mafyadan, ne suç örgütü bağlantılarından, ne oradan ne buradan. Tek başına milletten alıyoruz. Bunun için de açık açık soruyoruz. Korkmuyorsanız, getirin seçim sandığını. Üç yıl geçmiş, iki yıl kalmış. Sandığı koyun, millet karar versin. Biz hırsız mıyız, yoksa siz iftiracı mısınız? Millet karar versin. Yargılanmaktan asla kaçmıyoruz. Ama ne tutuklu yargılamayı ne gazetecilerin bir haber yapmasının zorlaştırıldığı cezaevi içinde, Nazi kampı içinde gibi yapılan yargılamayı hak etmiyoruz. Bunun için ‘Özgüvenimiz yüksek, canlı yayında sorun soruyu alın cevabı’ diyoruz. Buradan soruyorum, AK Parti’nin ve MHP’nin kıymetli seçmenine soruyorum. Kendimize güvenmesek, 4 bin sayfa iftiranameden korkacak olsak, ‘Kimseye görünmeden bu iş bitsin’ deriz. Biz canlı yayın istiyoruz, onlar artık mahkeme salonunun önünden anons bile çekmiyorlar. Nerede o bir yıldır yalanların üstünde tepinenler? Nerede A Haber, nerede TGRT Haber? Hani ne oluyor Silivri’de? Hani asrın yolsuzluğuna ne oldu? Hani ispatlayacaktınız? Onun için buradan milletimize sığınıyoruz ve diyoruz ki; getirin bakalım erken seçim sandığını, millet karar versin, kim doğru söylüyor kim yalan söylüyor?”
“Koyalım Sandığı, Millet Sesini Duyursun”
“Tabi bunlar erken seçimden kaçınca bir sandık lazım bize. Koyalım milletin önüne duyursun sesini. Ki geçmişte de var örnekleri. Erken seçimin gelmesine vesile olsun. Anayasada açık hüküm var. Anayasa 78. ‘30 ay geçtikten sonra ara seçim yapılır.’ İlk 30 ayda yapacaksan yüzde 5’lik boşluk aranır, sonra ara seçim yapılır. Buradan çok net söylüyorum, çok net. Hatay bizce dolu, ama boş derseniz, orayı yine Can Atalay’la doldururuz. Afyon’da Kastamonu’da, Kırıkkale’de, Adıyaman’da, Kocaeli’nde ve İstanbul birinci bölgede, İstanbul’da iki, diğerlerinde birer tane milletvekilliği boştur. Şunu açıkça hatırlatırım ki; o boş olan yerlerde son seçimde AK Parti açık ara birinci partiydi. Adıyaman’da da Kocaeli’nde de. İstanbul birinci bölgede de Afyon’da da. Şimdi diyoruz ki ‘Gelin o birinci olduğunuz yerlerde ara seçim yapalım. Burada.’ Bu seçimden kaçıyorlar. Çünkü milletin sandığı ilk bulduğunda ne yapacağını biliyorlar. Çünkü onlar da biliyor ki artık Adalet ve Kalkınma Partisi ne buralarda ne hiçbir sandıkta birinci parti değil. Ve onlar da görüyorlar ki kurulduğu günden beri Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin birinci partisi. Bu konuda 12 liderle temas ettim. Tamamı da ara seçimin bir anayasal zorunluluk olduğuna, erkense erken, araysa ara hiçbir seçimden kaçmadıklarını söyledi. Yarın Sayın Meclis Başkanı’na bu konuda ziyaretimiz olacak. Öncesinde uzun süredir bu konuda hiçbir söz söylememişti Sayın Bahçeli. Geçen hafta bir soruyu yanıtlayıp, ‘Seçimler zamanında olacak’ deyip erken seçime yanıt vermişti kendi. Bugün ‘Ne erken ne ara seçim’ deyip ara seçime karşı olduğunu söylemiş. Her partinin fikrine, görüşüne saygım var. Ama buna itirazım var. Şundan dolayı. Sayın Bahçeli erken seçime karşı olabilir, söyleyecek sözüm yok. İttifakın bileşendir, toplamlarının bile AK Parti-MHP oyunun eski AK Parti oyunu vermediğini bilmektedir. Yapılacak seçimin kayıp olduğunu görmektedir. ‘Erken seçime karşıyım’ diyebilir. Karşı olurlar, biz istemeye devam ederiz. Sandığa kavuşunca sözü millet söyler. Ama ara seçime karşı olunmaz. Ara seçime karşı olmak, anayasaya karşı çıkmaktır. Geçmişte Alparslan Türkeş’in kaçmadığı sandıktan, Devlet Bahçeli’nin sakınması doğru değildir. Süleyman Demirel’in, Turgut Özal’ın kaçmadığı sandıktan bugünkü Cumhurbaşkanı’nın kaçması milletin gözünden kaçmamaktır.”
“Millet Bizden Bu Görevi Bekliyor”
“Biz ara seçimi bir zorunluluk olarak görüyoruz. Baktığınızda bizim için en dezavantajlı yerlerdedir. Ama millet bizden bu görevi beklemektedir. Şöyle diyorlar; ‘Efendim daha çok milletvekilinin istifasıyla yer boşalsın. Öyle yapın.’ Bugün oraya – buraya yazdırmışlar. Buna cesaret edemiyorlar. Açıkça söylüyorum Sayın Bahçeli’ye, Sayın Erdoğan’a, AK Parti’ye, onlar için yazan, çizenlere. Ara seçimin tarihini ilan edin, ara seçim yapacağınızı tüm istifaları kabul edeceğinizi, orada çeşitli çakallıklarla ve bir takım numaralarla ara seçimi engellemeyeceğinizi söyleyin; 30 değil, Türkiye’nin en geniş coğrafyasına ara seçim sandığı koymak için 50-55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir. Hodri meydan. Buradan büyük bir özgüvenle söylüyoruz. Ara seçime de varız, genişletilmiş ara seçime de varız. Erken seçime dünden razıyız, bugünden hazırız biz. Hodri meydan, güvenen çıksın karşımıza. Oy oy, zarf zarf, sandık sandık kazanacağız. Köy köy, kasaba kasaba, teker teker çalışacağız. Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. Kurduğumuz ülkeyi 100 yıl sonra bir daha kurtaracağız. Hodri meydan. Korkmayan çıksın karşımıza. Var mısınız? Hepinizi saygı ile selamlıyorum. Yolumuz açık olsun, yolunuz açık olsun.”
