1. Haberler
  2. İzmir
  3. Okullar Açılırken Boşanmış Ailelerde Yeni Gündem: Servis, Kurs ve Eğitim Masraflarını Kim Karşılayacak?

Okullar Açılırken Boşanmış Ailelerde Yeni Gündem: Servis, Kurs ve Eğitim Masraflarını Kim Karşılayacak?

Okullar Açılırken Boşanmış Ailelerde Yeni Gündem: Servis, Kurs ve Eğitim Masraflarını Kim Karşılayacak?
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

2026-2027 eğitim öğretim yılı yaklaşırken boşanmış anne ve babalar açısından yalnızca okul alışverişi değil, velayet ve nafakaya ilişkin birçok konu da yeniden gündeme geliyor. Servis ücretlerinden özel ders ve kurs giderlerine, çocuğun hangi ebeveynde kalacağından hafta sonu görüşmelerinin okul programına göre düzenlenmesine kadar pek çok başlık aileler arasında yeni uyuşmazlıklara neden olabiliyor. Hukuki açıdan ise temel ölçüt değişmiyor: Çocuğun üstün yararı ve ebeveynlerin ekonomik güçleri.

Türkiye’de milyonlarca öğrenci yeni eğitim öğretim yılı için hazırlık yaparken boşanmış ailelerde eylül ayı farklı bir yoğunluk oluşturuyor.

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan çalışma takvimine göre 2026-2027 eğitim öğretim yılının birinci dönemi 14 Eylül 2026 Pazartesi günü başlayacak. Okul öncesi ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri için uyum eğitimleri ise 7-11 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Okulların açılması yalnızca defter, kitap ve kırtasiye alışverişini gündeme getirmiyor.

Çocuğu ayrı yaşayan anne ve babalar açısından servis ücretinin kim tarafından karşılanacağı, özel okul veya kurs ücretlerine diğer ebeveynin katılıp katılmayacağı, kişisel ilişki günlerinin ders programına göre nasıl uygulanacağı ve mevcut nafakanın artan eğitim giderleri karşısında yeterli olup olmadığı gibi sorular da yeniden tartışılmaya başlanıyor.

191 Binden Fazla Çocuk Bir Yılda Velayet Kararına Konu Oldu

Türkiye İstatistik Kurumunun son boşanma verileri konunun ne kadar geniş bir kesimi ilgilendirdiğini ortaya koyuyor.

2025 yılında Türkiye genelinde 193 bin 793 çift boşandı. Kesinleşen boşanma kararlarının ardından 191 bin 371 çocuk velayet düzenlemesine konu oldu.

Çocukların yüzde 74,6’sının velayeti anneye, yüzde 25,4’ünün velayeti ise babaya verildi.

Bu rakamlar yalnızca bir yıllık boşanmalardan etkilenen çocukları gösteriyor. Önceki yıllarda boşanan aileler de dikkate alındığında eğitim dönemiyle birlikte velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası düzenlemelerinin çok geniş bir toplumsal kesimi ilgilendirdiği görülüyor.

Ancak istatistiklerde velayetin büyük oranda anneye verilmiş olması, hukukta velayetin otomatik olarak anneye bırakıldığı anlamına gelmiyor.

Mahkemeler açısından esas alınan temel kriter çocuğun üstün yararı.

Okul Seçimine Kim Karar Verecek?

Boşanma sonrasında sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri çocuğun eğitim hayatına ilişkin kararlar. İzmir boşanma avukatı ile konu detaylarına göre değerlendirilebilir.

Velayet hakkı, çocuğun yalnızca hangi ebeveynin yanında yaşayacağını belirleyen bir kavram değil. Çocuğun bakım, eğitim, korunma ve temsiline ilişkin önemli kararlar da velayet kapsamındaki hak ve yükümlülüklerle bağlantılı.

Bu nedenle okul değişikliği gibi çocuğun günlük hayatını doğrudan etkileyebilecek kararlar boşanmış eşler arasında zaman zaman tartışma konusu olabiliyor.

Özellikle tarafların farklı ilçelerde veya şehirlerde yaşaması halinde sorun daha belirgin hale geliyor.

Çocuğun velayetini elinde bulunduran ebeveynin taşınmak istemesi, çocuğun okulunun değişmesine ve diğer ebeveynle kurulan kişisel ilişkinin uygulanmasının zorlaşmasına neden olabiliyor.

Böyle durumlarda yalnızca anne veya babanın kişisel tercihlerinden değil, çocuğun eğitim düzeninin ve diğer ebeveynle ilişkisinin nasıl etkileneceğinden hareket edilmesi gerekiyor.

Velayet hukukunun merkezinde de bu nedenle yetişkinlerin rahatlığı değil, çocuğun yararı bulunuyor.

Servis, Forma, Kitap ve Kurs Giderleri Nafakaya Dahil mi?

Yeni eğitim yılı yaklaşırken en fazla sorulan sorulardan biri eğitim giderlerinin mevcut iştirak nafakası içerisinde kabul edilip edilmeyeceği.

Türk Medeni Kanunu’na göre çocuğun bakım ve eğitim giderlerinden anne ve baba birlikte sorumlu.

Velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn de mali gücü oranında çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlü.

Ancak kanunda “servis ücretinin yüzde 50’sini baba öder” veya “özel ders ücretinin tamamı velayet sahibine aittir” şeklinde bütün ailelere uygulanabilecek sabit oranlar bulunmuyor.

İştirak nafakasının miktarı belirlenirken çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınıyor.

Dolayısıyla eğitim giderlerinin değerlendirilmesinde çocuğun yaşı, devam ettiği okul, eğitim ihtiyaçları ve ebeveynlerin ekonomik koşulları önem taşıyor.

Her somut olayın kendi şartlarına göre ele alınması gerekiyor.

Özel Okul Ücreti Ayrı Bir Uyuşmazlık Yaratabiliyor

Devlet okuluna devam eden bir çocuk açısından temel eğitim giderleri ile özel okula devam eden bir çocuğun yıllık eğitim masrafı arasında ciddi farklar bulunabiliyor.

Bu durum boşanmış anne ve babalar arasında özellikle özel okul tercihlerinde uyuşmazlığa neden olabiliyor.

Çocuğun evlilik devam ederken de özel okulda eğitim görüp görmediği, ailenin ekonomik koşulları, çocuğun mevcut eğitim düzeni ve tarafların mali imkanları değerlendirmede önem kazanabiliyor.

Benzer tartışmalar yabancı dil kursu, spor faaliyetleri, özel ders ve sınav hazırlık programlarında da yaşanıyor.

Bir ebeveyn çocuğun belirli bir kursa gitmesini gerekli görürken diğer ebeveyn bunun ekonomik olarak karşılanamayacağını veya zorunlu bir ihtiyaç olmadığını savunabiliyor.

Hukuki uyuşmazlık ortaya çıktığında yalnızca harcamanın yapılmış olması değil, çocuğun ihtiyaçları ve tarafların ödeme gücü de değerlendirme konusu olabiliyor.

Bu nedenle eğitimle ilgili yüksek tutarlı harcamaların mümkün olduğunca anne ve baba arasında önceden konuşulması, sonradan ortaya çıkabilecek ödeme tartışmalarını azaltabiliyor.

Okul Masrafları Artınca Nafaka da Otomatik Artıyor mu?

Hayır.

Çocuğun yeni eğitim yılına başlaması veya okul masraflarının yükselmesi, mevcut nafakanın kendiliğinden artacağı anlamına gelmiyor.

Ancak koşullar önemli ölçüde değişmişse nafaka miktarının yeniden belirlenmesi istenebiliyor.

Türk Medeni Kanunu’nun 331. maddesi, durumun değişmesi halinde hâkimin istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyebilmesine imkan tanıyor.

Çocuğun yaşının ilerlemesi, eğitim giderlerinin değişmesi veya tarafların ekonomik durumlarında önemli farklılıkların meydana gelmesi bu tür uyuşmazlıkların temelini oluşturabiliyor.

Örneğin boşanma sırasında ilkokula giden bir çocuk için yıllar önce belirlenen iştirak nafakasının, çocuk lise dönemine geldiğinde ihtiyaçları karşılamadığı iddia edilebilir.

Bunun karşısında nafaka borçlusunun gelirinde ciddi azalma yaşanması da farklı bir talebe gerekçe oluşturabilir.

Mahkeme açısından önemli olan yalnızca fiyatların yükselmesi değil, somut dosyada çocuğun ihtiyaçları ve ebeveynlerin ödeme güçlerindeki değişiklik.

“Çocuk 18 Yaşına Geldi, Eğitim Masrafı Bitti” Düşüncesi de Her Zaman Doğru Değil

Eğitim giderleri konusunda sık karşılaşılan başka bir yanlış bilgi, ebeveynlerin ekonomik sorumluluğunun çocuğun 18 yaşını doldurduğu gün tamamen sona ereceği düşüncesi.

Türk Medeni Kanunu’nda anne ve babanın bakım borcunun kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar devam ettiği belirtiliyor.

Ancak çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa farklı bir düzenleme bulunuyor.

Kanuna göre anne ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlü olabiliyor.

Bu nedenle üniversite öğrencisi olan çocukların eğitim ve geçim giderleri de aile hukukunda ayrı uyuşmazlıklara konu olabiliyor.

Bununla birlikte ergin çocuk bakımından hukuki mekanizma, küçük çocuk için boşanma kararında hükmedilen iştirak nafakasının aynen ve hiçbir işlem olmaksızın devam ettiği şeklinde anlaşılmamalı.

Somut hukuki durum ayrıca değerlendirilmek zorunda.

Görüş Günleri Okul Programıyla Çakışırsa Ne Olacak?

Yeni eğitim yılının başlaması velayet sahibi olmayan ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişki düzenini de doğrudan etkileyebiliyor.

Boşanma kararlarında çocukla kişisel ilişki çoğu zaman belirli hafta sonları, yarıyıl tatili, yaz dönemi veya bayram günleri üzerinden düzenleniyor.

Ancak çocuğun yaşı ilerledikçe hayat programı değişiyor.

Hafta sonu kursları, sınavlar, spor faaliyetleri ve okul etkinlikleri kişisel ilişki günleriyle çakışabiliyor.

Bu noktada kişisel ilişki kararının amacı unutulmamalı.

Düzenlemenin temel hedefi velayeti kendisine verilmeyen anne veya babanın çocukla sağlıklı bağını devam ettirmesini sağlamak.

Bu nedenle çocuğun okul hayatı ile ebeveyniyle ilişkisi arasında mümkün olduğunca denge kurulması önem taşıyor.

Mahkeme kararı mevcutken taraflardan birinin tek taraflı şekilde “Artık kursu var, göremezsin” diyerek kişisel ilişkiyi sürekli engellemesi yeni hukuki uyuşmazlıklara yol açabiliyor.

Aynı şekilde diğer ebeveynin de mahkeme kararındaki görüş günlerini çocuğun eğitim hayatını aksatacak şekilde kullanmaması gerekiyor.

Çocuğu Teslim Etmeme Sürecinde Sistem Değişti

Boşanmış ailelerde uzun yıllar boyunca tartışılan konulardan biri de mahkemenin kişisel ilişki kararına rağmen çocuğun diğer ebeveynle görüştürülmemesiydi.

Türkiye’de çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararların uygulanma sistemi son yıllarda önemli ölçüde değişti.

Bu işlemler artık klasik icra müdürlüğü uygulamasından farklı şekilde, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerinin koordinasyonunda ve çocuk görüşme merkezleri üzerinden yürütülüyor.

Adalet Bakanlığının uygulamasında amaç, çocuk teslimi ve kişisel ilişki süreçlerinin uzmanlar eşliğinde ve çocuğun mümkün olduğunca örselenmesini önleyecek yöntemlerle gerçekleştirilmesi.

Dolayısıyla mahkeme kararı uygulanmadığında ebeveynlerin çocuğun yanında tartışması veya zor kullanmaya çalışması hukuken ve psikolojik açıdan doğru bir yöntem değil.

Resmi başvuru mekanizmalarının kullanılması gerekiyor.

Okulların Açılması Velayet Tartışmalarını Neden Artırıyor?

Yaz tatili sırasında çocukların programı daha esnek olabiliyor.

Eylül ayıyla birlikte ise günlük düzen yeniden belirginleşiyor.

Okula gidiş ve dönüş saatleri, servis planı, kurslar, ders çalışma süresi ve hafta sonu faaliyetleri çocuğun haftalık takvimini dolduruyor.

Bu durum boşanmış anne ve babaların geçmişte yapılan velayet ve kişisel ilişki düzenlemelerinin artık yeterli olmadığını düşünmesine neden olabiliyor.

Özellikle çocuk boşanma tarihinde çok küçükse birkaç yıl içerisinde günlük yaşamının tamamen değişmesi mümkün.

Anaokuluna giden çocuk için uygun görülen kişisel ilişki programı, ortaokula başlayan çocuk açısından aynı şekilde işlevsel olmayabilir.

Şartlarda önemli değişiklik bulunması halinde mahkemeden yeni bir düzenleme talep edilmesi mümkün olabiliyor.

Ancak her küçük program değişikliğinin velayet değişikliğine yol açacağı düşünülmemeli.

Velayetin değiştirilmesi, çocuğun hayatı açısından önemli sonuçlar doğuran bir karar ve mahkemeler tarafından çocuğun üstün yararı değerlendirilerek ele alınıyor.

Anne ve Babanın Anlaşması Çocuk Açısından En Sağlıklı Yol Olabiliyor

Hukuki hakların bulunması, her anlaşmazlığın mutlaka dava konusu yapılması gerektiği anlamına gelmiyor.

Özellikle okul çağındaki çocuklar anne ve baba arasındaki gerginliği doğrudan hissedebiliyor.

Servis ücretinin kimin tarafından ödeneceğinin, hafta sonu kursuna kimin götüreceğinin veya okul toplantısına kimin katılacağının sürekli tartışma konusu olması çocuğu boşanmanın tarafı haline getirebiliyor.

Bu nedenle mümkün olan durumlarda ebeveynlerin çocukla ilgili günlük meseleleri doğrudan ve düzenli iletişimle çözmesi önem taşıyor.

Ancak velayet, nafaka veya kişisel ilişki konusunda ciddi ve sürekli bir uyuşmazlık varsa sözlü anlaşmaların yeterli olmadığı durumlar da ortaya çıkabiliyor.

Özellikle mevcut mahkeme kararının değişen yaşam koşullarına cevap vermediği düşünülüyorsa hukuki seçeneklerin doğru değerlendirilmesi gerekiyor.

Bu tür uyuşmazlıklarda bir İzmir avukat ile görüşülürken yalnızca geçmiş boşanma kararının değil, çocuğun güncel okul düzeni, eğitim giderleri, tarafların ekonomik koşulları ve mevcut kişisel ilişki kararının birlikte ele alınması önem taşıyor.

Çünkü aile hukukunda birkaç yıl önce verilen bir kararın uygulanması sırasında ortaya çıkan sorunların çözümü, yalnızca karar metnindeki tek bir cümleye bakılarak belirlenemeyebiliyor.

Çocuk Nafakanın Değil, Kararın Merkezinde Olmalı

2026-2027 eğitim öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala velayet ve nafaka tartışmalarının yeniden gündeme gelmesi tesadüf değil.

Yeni dönemle birlikte çocukların eğitim masrafları artıyor, günlük programları değişiyor ve anne-baba arasındaki sorumluluk paylaşımı daha görünür hale geliyor.

Ancak aile hukukundaki temel yaklaşım, hangi ebeveynin tartışmayı kazandığından ziyade çocuğun yaşamının nasıl korunacağı üzerine kurulu.

İştirak nafakasında çocuğun ihtiyaçları ve ebeveynlerin ekonomik imkanları dikkate alınırken, velayet ve kişisel ilişki düzenlemelerinde de çocuğun üstün yararı ön planda tutuluyor.

Bu nedenle servis ücretinden özel ders masrafına, okul değişikliğinden hafta sonu görüşmesine kadar ortaya çıkabilecek sorunlarda tek bir standart cevap bulunmuyor.

Her çocuğun eğitim hayatı, her ailenin ekonomik koşulları ve her boşanma dosyasındaki düzenleme farklı.

Yeni eğitim yılı yaklaşırken boşanmış ebeveynler açısından en önemli hazırlıklardan biri de bu nedenle yalnızca okul çantasını hazırlamak değil; çocuğun eğitim, bakım ve ebeveynleriyle ilişkisinin çatışmadan sürdürülebileceği bir düzen oluşturmak.

Çünkü mahkeme kararı anne ve babanın evliliğini sona erdirebilir, ancak ebeveynlik sorumluluğunu sona erdirmiyor.

Okullar Açılırken Boşanmış Ailelerde Yeni Gündem: Servis, Kurs ve Eğitim Masraflarını Kim Karşılayacak?
Yorum Yap